Ağlama İhtiyacı İstiyorum Fakat Ağlayamıyorum!

Yalnız değilsiniz. Bu oldukça yaygın bir durum.

Kişisel bir kayıp yaşamasına karşın, ağlayamayan ve dolayısıyla acısını göz yaşlarıyla boşaltamayan pek çok insan vardır.

Ağlamak, yas tutmanın bir parçasıdır ve talihsizlikler ile travmaları atlatmak için gereklidir. Gerginlik ve stresi hafifleten fizyolojik bir rahatlama mekanizmasıdır.

Ağlamakta güçlük çeken kişilerin, duygularını yönetme konusunda sorun yaşadığı söylenir. Gerçek şu ki bu kuralın kesin olduğunu söyleyemeyiz, yalnızca bir teoridir bu.

Bu bir sorun değil bir sürecin parçasıdır. Duyguları açığa vurmak, bir şekilde gerçekleşecektir. Bu normalden geç de olsa mutlaka olacaktır. Ve o an geldiğinde kişi kendini çok daha iyi hissedecektir.

Fizyolojik olarak ağlama ihtiyacı

Kimi zaman fiziksel bir sorun söz konusu olabilir. Ağlamanın, duygularımızı boşaltmanın bir parçası olduğunu biliyoruz. Ama ağlama eylemi, stres ve gerginlikle başa çıkmanın da bir yoludur.

Fakat bağışıklık sistemiyle ilgili bir hastalık yüzünden bunu başaramayan kişiler de vardır. Duygularını bastırmak değildir sorun. Fizyolojik nedenleri otoimmün sistemde yatan bir sorundur.

Bu kişiler  “Sjögren’s Syndrome” adı verilen bir otoimmün hastalıktan muzdariptir. Bu hastalık, göz yaşı bezlerinde kuruluğa yol açarak göz yaşlarının filtrelenmesini neredeyse imkansız hale getirir.

Dolayısıyla, bu hastalık ihtimalini bir kenara koyarsak, büyük çoğunluğumuz hayatımızın belli bir noktasında bu durumu yaşamış, ağlama konusunda güçlük çekmişizdir. Pek çok nedenle gerçekleşebilecek bir durum bu.

Bu nedenlere bir göz atalım:

Bir sürecin parçası olarak göz yaşı 

Hepimiz aynı değiliz ve sorunlarımızla aynı şekilde başa çıkamıyoruz.Dahası, her durumu kendine hastır ve farklı şekilde tepki verilmesi gerekir. Sevdiğimiz birinin kaybı karşısında normal bir şekilde ağlayabiliriz ama mesela, partnerimiz tarafından terk edildiğimizde göz yaşı dökemeyebiliriz.

Bu nasıl olabiliyor? Aslında her şey, sorunu nasıl anladığımıza bağlı. Bir aile üyesinin kaybını kabul ederiz, bir daha onu göremeyeceğimizi biliriz. Acıyı hissederek göz yaşına dönüştürürüz.

Fakat terk edilme ve hatta aldatılma durumlarında bu tecrübeyle farklı bir şekilde başa çıkarız belki de. İlk olarak, bir anlama eksikliğini hissedebiliriz. O zaman birlikte olduğumuz kişinin geri döneceği ya da yaptığında pişman olacağına dair bir umuda tutunabiliriz. Daha sonra ise öfke kendini gösterir.

Gözyaşlarının gerekli olmadığı için henüz ortaya çıkmadığı aşamalar. Ama yol sırasında hüsran ve üzüntü, çirkin başlarını gösterecektir. İşte o zaman göz yaşlarımız gelecek ve duygularımızı serbest bırakma ihtiyacı onlar aracılığıyla ifade bulacaktır. Bundan ne sonuç çıkartabiliriz? Göz yaşlarının bir döngüsü olduğu sonucunu.

Endişe ya da belirsizlik hissediyorsak ve durumun nedenlerini henüz belirlememişsek, göz yaşları gelmeyebilir. Ama bu, kişinin karakterine bağlıdır. Daha hassas kişiliğe sahip insanlar, doğru bir boşalma mekanizması olarak göz yaşlarına başvurur. Kendini kontrol etmek için daha büyük ihtiyaç duyanlar ya da hayatlarının her yönünü bir nedene dayandırmak ihtiyacını duyanların göz yaşlarını akıtması daha uzun zaman alacaktır.

Gözyaşları ve uyandırdıkları sosyal çağrışım

Göz yaşları bir zayıflık, kişisel kırılganlık işareti mi? Göz yaşlarımızı gösterdiğimiz için zayıf ya da kırılgan olmayız . Bazen nefes almak kadar gereklidir ve yas tutmanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kendimizi daha iyi hissetmek için göz yaşı dökmemiz gerekir.

Kimi zaman ise eğitimimiz, kişisel ve sosyal bağlamımız adeta beynimizi yıkayarak acımızı sessizce yaşamamız gerektiğini düşündürebilir. Bu bir hatadır ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. tedavi edilmemiş yaralar, iç lezyonlara dönüşebilir.

Buna değmez. Gözyaşları ve ağlama ihtiyacı, kişiliğimizin bir parçasıdır. Bazıları için bu kolay iken bazıları için zordur.

Göz yaşları bir döngünün parçasıdır. Bu döngüde kendini tanımak, içimizdeki duyguları ve dinlemeyi bilmek esastır. Belki de onlara en çok ihtiyacımız duyduğu an gelmeyecek gözyaşlarımız ve bu yüzden kendimizi tuhaf hissedeceğiz. Bütün bunları yaşarken, nasıl oluyor da ağlayamıyorum?

Endişelenmeyin. Vakti geldiğinde ağlayabileceksiniz. En ummadığınız anda, rahatladığınızda, daha farkında olduğunuzda ve durumu kabul ettiğinizde. Yalnızca o zaman göz yaşlarınız gerçek anlamda rahatlama sağlayacaktır.

Kaynak: https://aklinizikesfedin.com/neden-aglayamiyorum/