Cumhurbaşkanı Erdoğan Dünya Petrol Kongresi’nde konuştu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde Dünya Petrol Kongresi’ne katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Son 1-1.5 asırdır gülçü ülke olmanın yolu enerji kaynaklarına sahip olmaktan veya bunlar üzerinde söz sahibi olmaktan geçiyor. Bununla birlikte enerji yolları ve kaynakları üzerinde söz sahibi olmak istemenin işgallere neden olduğunu görüyoruz.

Varolduğu bölgelerde refahın kaynağı olması gereken petrol ve doğalgazı ne yazık ki savaş ve kanla anmak zorunda kaldık. Biz Türkiye olarak bu kaynakların huzur ve refaha katkı sağlaması gerektiğini savunuyoruz. Ülkemiz büyük enerji üretici ve tüketicileri arasında doğal köprü durumundadır.


Siyasi istikrarımız ve ekonomik gelişmişliğimizle enerji arenasında hatrı sayılır bir aktör konumundayız. Yeni petrol ve doğalgaz boru hatları Türkiye’nin enerki koridoru rolünü pekiştirecektir. Gündemimizdeki yeni projeler arasında önceliğimiz güney gaz koridorudur.

TANAP üzerinden ilk aşamada Türkiye’ye 6, Avrupa’ya 10 milyar metreküp gaz sevk edilecek. Ülkemize ve Avrupa’ya gaz taşınmasının önü açılacaktır.
Doğu Akdeniz ve Irak gazı başta olmak üzere yeni projeleri değerlendirmeye hazırırız. Türkiye uzmanlar tarafından enerjinin İpek Yolu olarak adlandırılıyor. Küresel enerji ihtiyacının 2050 yılına gelindiğinde günümüzün iki katı olması bekleniyor. Enerjide dengeler son dönemde atılan adımlarla değişti.

ABD’nin başlattığı kaya gazı devrimi ve sıvı doğalgazın ön plana çıkması enerji politikalarının gözden geçirilmesine neden oldu. Enerji talebi batıdan doğuya kaymaya başladı. Türkiye’deki büyümenin sürdürülebilir olması için enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerekiyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının düşmesi ülkemizin ithalat kaleminde gerilemeye yol açmıştır.

Büyümenin sürdürülebilir olması için yerli kaynakların en üst düzeyde kullanılması gerekiyor. Enerji verimliliğinin teşvik edilmesi vazgeçilmez önceliğimiz olacak. Kaynak ülke ve güzergah çeşitliliğinin artırılması için adımlar atıyoruz. Yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasını hedefliyoruz. Nükleer enerji konusunda adımlarımızı hızlandırdık.

Nükleer santrallerin devreye girmesiyle enerji ihtiyacımızın yüzde 10’unu buradan karşılayacağız. Üçüncü bir nükleer güç projesiyle ilgili çalışmalarımızı başlatmış bulunuyoruz.
Arz güvenliğine kalıcı bir çözüm için yıllık doğalgaz tüketiminin yüzde 20’sini depolayacağımız bir sistem kuruyoruz. Türkiye’yi enerji üssü haline getirmekte kararlıyız.

Türkiye yakaladığı siyasi istikrar ve altyapısı sayesinde uzun dönemli programlarını hayata geçiriyor. Türkiye uluslararası yatırımcılar için cazip bir ülkedir.

Körfez bölgesinde yaşanan gerilimin bir an önce giderilmesini istiyoruz. Bölgede krizler istemiyoruz. Irak’ta DAEŞ’le mücadelenin sonuna yaklaşıldığı haberi bizim için mutluluk vericidir.”

“KİMSEDEN İZİN ALMADAN GEREKENİ YAPMAKTA KARARLIYIZ”

Enerji hinterlandındaki terör örgütlerinin yol açtığı kaos ve karmaşa, ülkelerimiz arasındaki iş birliğini zorunlu kılıyor. Enerji kaynaklarının güvenliği, terör örgütlerinin tasfiyesine bağlıdır. Türkiye olarak biz terörle mücadelede çok büyük bedeller ödedik. Bizim verdiğimiz mücadele, kendi milli güvenliğimiz yanında dünyanın enerji güvenliğini de çok yakından ilgilendiriyor. Hiç kimse Türkiye’nin, çevresinde olup bitenler karşısında tepkisiz kalmasını, kendisine yönelik saldırıları karşılıksız bırakmasını beklemesin. Ülkemizin ve milletimizin güvenliği konusunda, sınırlarımız içinde ve dışında ne yapmamız gerekiyorsa, kimseden izin almadan yapmakta kararlıyız. Bunun da bilinmesini istiyorum. Müttefiklerimiz başta olmak üzere diğer devletlerden beklentimiz terör örgütleri yerine bizim yanımızda yer almalarıdır.

“DOĞU AKDENİZ’DE BÜYÜK BİR FIRSAT KAÇIRILDI”

Doğu Akdeniz’de geçtiğimiz hafta maalesef büyük bir fırsat kaçırıldı. Bizim ve Kıbrıs Türk tarafının tüm yapıcı yaklaşımına rağmen, Rum tarafının olumsuz tavrı sebebiyle adadaki anlaşmazlıkların bir kez daha çözümsüz kalmasından üzüntü duyuyoruz. Tarafların tutumları böylesine açıkça ortadayken kimi enerji şirketlerinin Rum kesiminin atmakta olduğu sorumsuzca adımların bir parçası olmaları kesinlikle anlayışla karşılanamaz. Adaletin, hakkaniyetin ve uluslararası hukukun gereği, hidrokarbon kaynaklarının adadaki tüm taraflara ait olmasını gerektiriyor. Kıbrıs’taki gelişmelere taraf olan herkesten beklentimiz, bölgedeki yeni gerginliklere yol açabilecek adımlardan kaçınmalarıdır. Aksi takdirde sadece bölgede değil her alanda Türkiye gibi bir dostu kaybetme riski ile karşı karşıya kalabileceklerini hatırlatmak isterim.”


Enerji Bakanı Berat Albayrak: Türkiye İçin Büyük Onur