O Ne Dedi? – Galatasaray Taraftarı Neden Mutsuz?

Galatasaraylının çilesi, takımın Türkiye’ye gelmiş en büyük kupayı getirdiği gün başladı aslında…

Bundan sonra ulaşılan tüm başarılar onun gölgesinde kalacak, günü kurtarmalık başarılar olacaktı… 

Tarihinde büyük başarılar yatan bir kulüp ve ona gönül vermiş milyonlar… Birike birike gelen bir Avrupa kültürü sonrasında takım 2000 yılında UEFA kupasını müzesine götürmüş yetmemiş, Süper Kupa’yı da alarak o sezon Avrupa’nın en büyüğü olmuştu.

İşte Galatasaraylının çilesi de tam o zaman başladı aslında. Bundan sonra taraftar hep o şaşaalı günleri arayacak, zaman zaman gelen başarılarsa ağıza sürülen bir parmak bal olmaktan öte gitmeyecekti.


Peki nedir Galatasaray taraftarının uzun zamandır bu kadar mutsuz olmasının sebepleri?

Avrupa’da tur atlamak, finallere kalmak gibi başarıları rutin hale getirememek.

Şimdi şöyle bir bakalım, bir şeyi bir kez başarmışsanız o başarıyı en azından stabil tutmak zorundasınızdır. Çıtayı yükseltmek zor iştir eyvallah ancak o yükselen çıtayı bir de orada tutmak zorunluluğu vardır. En azından yakınlarında seyrettirmelisiniz ki insanların tatmin olmasını sağlayabilesiniz.

Bırakın bunları rutin hale getirmeyi, Avrupa’ya katılmayı rutin hale getirememek.

Galatasaray bunu başarabildi mi? Görünüş itibariyle hayır. Bırakın çıtayı normal seyrinde tutabilmeyi, zaman zaman Avrupa’ya katılamayarak ya da bu yıl olduğu gibi erkenden elenerek taraftarı hüsrana uğrattı.

Bir Hagi bulamamak.

Bir Hagi bulamamak… Bu Galatasaraylıların en büyük yarasıdır. Burada da çıta çok yükseldi çünkü bana göre Hagi Türkiye’ye gelmiş en büyük yabancı isimdir. Kim ne derse desin bence bu tartışılamaz bile. Her takıma çok faydalı isimler, çok büyük oyuncular gelmiştir ama Hagi ve onun klasında oyuncular bırakın Galatasaray’ı Türkiye’yi, Dünyaya bir sefer geliyorlar. O yüzden Galatasaraylıların, sırtına 10 numarayı geçiren her futbolcudan bir Hagi yaratma sevdasını bir köşeye bırakması gerekiyor. Yoksa mutlu olmak zor.

Her sıkışılan anda Fatih Terim’i kurtarıcı olarak görmek, Terim ismine bazı taraftar kitlelerinin hiç tahammülü kalmamış olması.

Fatih Terim ülkenin en kariyerli teknik adamıdır, ancak ülkemizde hemen her alanda başarıyı yakalayan isim bu durumlara düşer; bir, onu her şeyiyle kabul eden hayran kitle, iki onu her şeyiyle nefret eden kitle… Terim’in Galatasaray’a gelmesi, istisnai bir durum oluşmazsa %100 başarı demektir ancak “Terimle başarı mı? Birinci lige düşelim daha iyi” diyen hayli fazla Galatasaray taraftarı da mevcuttur. Şu durumda sizi başarıya götürecek isimden bu kadar soğumuşken, mutlu olmak biraz hayal oluyor sanki…

İyi yönetilememek.

Galatasaray’da iyi bir yönetim olsa, her halükarda alternatifler üretecektir, başarı bir isme bağlı kalmayacaktır, kim gelirse gelsin, Galatasaray ismine yakışır başarılar yakalayacaktır. Ancak Liseli, alaylı ayrımları, lisenin mi halkın mı takımı olduğu tartışmaları, borç ödemeye geldik diyen hemen her başkanın borcu büyütmesi vs. Galatasaraylı’nın bitmez çilesi olmuş gibi görünüyor. 


Başarıların dönemsel olması…

Dönemsel gelen başarılar da o dönem idare etse bile genele yayılamadığı için hiçbir işe yaramıyor.

Fatih Terim Milli Takımı Bıraktı! Galatasaray’ın Başına Mı Geçiyor?