Türkiye ile Almanya Arasındaki Gerilim Giderek Artıyor!

Alman vatandaşı aktivist Peter Steudtner’in tutuklanmasının ardından Türkiye ile Almanya arasındaki gerilim artıyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel tutuklamayı ‘planlanmış ve iyi bir şekilde hazırlanmış’ bir eylem olarak yorumladı.

Gabriel, Alman Dışişleri Bakanı’nın Türkiye’ye seyahat edecek vatandaşlara yeni bir uyarı yayınlandığını açıkladı. Gabriel, “Türkiye tehditlerini sürdürdüğü sürece Alman yatırımcılara Türkiye’ye yatırım yapın nasıl deriz” ifadelerini kullandı.


Gabriel, Almanya’nın, Türkiye’nin AB ile yakınlaşma sürecindeki fonlarının geleceğini AB ortakları ile tartışacağını vurguladı.

AB Türkiye’ye 2014-2020 dönemi için toplamda 4,5 milyar Euro ödenek ayırmıştı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sözcüsü ise Gabriel’in duyurduğu adımların ‘gerekli ve kaçınılmaz’ olduğunu söyledi.

Tüm Almanlar Türkiye’ye Seyehat Konusunda Uyarıldı

Peter Steudtner olayının Alman vatandaşlarının Türkiye’de güvende olmadıklarını bir kez daha gösterdiğine değinen Gabriel, “Biz vatandaşlarımızın güvenliğinden sorumlu olduğumuz için, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarılarını duruma uygun hale getirmekten başka seçeneğimiz yok. Almanlara, Türkiye’ye gittiklerinde başlarına neler gelebileceğini bildirmek zorundayız” dedi.

Gabriel, seyahat uyarısının duruma uygun hale getirilmesinden ne anlaşılması gerektiği sorusuna ise, “Bugüne kadar bazı kişiler konusunda uyarılar vardı. Şu anda tüm Almanlar için bu uyarı geçerli, sadece mesleki açıdan seyahat edenler için değil. Herkesin başına gelebileceği için, uyarı tüm vatandaşlar için genişletildi” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Yazılı Açıklamada Bulundu

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmi internet sayfası üzerinden konuyla ilgili yazılı olarak şu açıklamalarda bulundu:

“8 Temmuz 2017 tarihinde tutuklanan Alman vatandaşı Peter Steudtner ile ilgili olarak Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarıyla Bakanlığımızda yapılan görüşmede konunun yargıya intikal ettiği, bağımsız Türk yargısına güvenilmesi gerektiği, Steudtner’in gözaltına alındığı ilk günden itibaren uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak konsolosluk himayesinin sağlanmasında herhangi bir eksiklik yaşanmadığı izah edilmiştir.”

“Aynı konuda Berlin Büyükelçimiz de AFC Dışişleri Bakanlığına talepleri üzerine izahatta bulunmuştur. Bu görüşmelerin ardından AFC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ve Federal Hükümet Sözcüsü tarafından yapılan ve diplomatik nezaketsizliğe örnek teşkil edebilecek açıklamalarda Türk yargısına doğrudan müdahale edildiği ve haddini aşan ifadeler kullanıldığı görülmüştür. Bu açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir.”

“Ülkemizde yargı yetkisinin kullanılmasında, Anayasamız çerçevesinde hiçbir organ, makam, merci veya kişinin mahkemelere emir ve talimat veremeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı teminat altına alınmıştır.” 

“Söz konusu açıklamalardaki ifadeler, ülkemizi hedef alan farklı terör örgütü mensuplarına kucak açarak, teröristlerin adalet önüne çıkarılmasını engelleyenlerin hukuka yaklaşımlarındaki çifte standartı bir kez daha ortaya koymuştur.”

Peter Steudtner Neden Tutuklanma İstemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne Sevk Edilmişti?

Büyükada’da toplantı yaptıkları otelde 5 Temmuz’da gözaltına alınan Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Yurttaşlık Derneği ve İnsan Hakları Gündemi Derneği temsilcilerinin bulunduğu biri İsveç biri Alman vatandaşı olan 10 kişi, 13 gün emniyet müdürlüğünde sorgulandıktan sonra adliyeye sevk edilmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı’nda görevli 5 savcı tarafından sorguları yapılan şüpheliler, “Silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçlamasıyla tutuklanmaları istemiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

İsveç uyruklu şüpheli Ali Ghravi ile almanya uyruklu Peter Frank Steudtner’in ise toplantıda “dijital güvenlik stres vb” konuları anlatan eğitimci sıfatıyla yer aldıkları anlatılan sevk yazısında, Ali Ghravi’den ele geçirilen Asya kıtasına ait olduğu detaylı bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yer alan Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin etimolojik olarak ve ayrıca ayrı bir devlete ait topraklarmış gibi gösterilen haritanın bulunduğu vurgulandı.

Sevk yazısında, şüphelilerin çoğunun, terör örgütleri ve mensupları ile olan irtibatları, faaliyet alanları itibariyle sivil toplumu etki güçlerini bulunduğu belirtilerek, “şüphelilerin terör örgütlerinin amaçları doğrultusunda toplumsal kaosa dönüşen hareketlenmeler yaratmak amacıyla toplantı düzenlemelerine göre yardım kastıyla hareket ederek eylemde bulunarak atılı suçu işledikleri” ifade edildi.


Savcılık yazısında ayrıca şüphelilerle ilgili terörizmin finansmanı ve casusluk eylemleri yönünden ayrıca soruşturmanın devam edildiğine vurgu yaptı.Silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan tutuklanmaları talep edildi.