Özlemek eskide mi kaldı? Hiç bir şey tat vermiyor mu artık?

Özlemek… İnsana ait en güzel, en yaşanılası, en heyecan verici duygulardan birisidir.

Fakat yıllar geçtikçe bazı duygular kayboluyor. İnsanlık evrim geçiriyor. Artık eskide kalıyor bazı hisler. Özlem de bunlardan bir tanesi…

Telefonunu açıp çektiğin yüzlerce fotoğrafa bakıyor musun hiç? Bakmıyorsun değil mi artık? Sadece çekiyorsun… O an çekiyorsun ve seni takip edenlerle paylaşıp onların gözüne sokuyorsun. Tepkilerini bekliyorsun…

Zamanını daha çok insanların fotoğraflarına bakarak harcıyorsun. Daha çok başkalarıyla ilgileniyorsun. Hangi arkadaşın o an nerede ne yapıyor hemen biliyorsun, bilmek istiyorsun. Doğal olarak beyninde takip ettiğin insanlarla ilgili herhangi bir merak unsuru artık yer almıyor.


Sana da olmuyor mu? Yolda bir arkadaşınla karşılaşıyorsun ve ayaküstü sohbette şu diyaloglar geçiyor:

“Naber abi?”

“İyi vallahi ne olsun, bildiğin gibi…”

“Sende ne var ne yok?”

“Aynı”

Aynı… Biliyor çünkü. En son hangi yemeği yediğini, nereye gittiğini, kimlerle vakit geçirdiğini, bu aralar ne ile meşgul olduğunu…

Ne konuşacaksın ki? Onunla ilgili herhangi bir şeyi merak etmiyorsun artık!

“Ya nerelerdesin sen? Çok özledim! Haydi gel bir kahve içelim de anlat bana…”

Bir romanda geçen yapay bir cümle gibi geliyor artık sana da değil mi?

Özlediğini sandığın dostunu, ya da sevdiğinin bir kişiyi kolay kolay aramıyorsun bile artık, sesini duymak külfet geliyor. Whatsapp’tan yazıyorsun.

 “Naber?”

“Görüşelim bir ara muhakkak”

“Evet ya.”

Görüşmediniz. Sen de biliyorsun! Hatta farkındasın ve şakasını da yapıyorsun bunun.

(Görüşmediler)

Kalabalık içinde yalnızlığı seçiyorsun dostum!

Hem de bunu bile bile yaşıyorsun artık! Yaşadığın bu farkındalık da seni iyi bir yere götürmüyor.

“Ne yapalım? Çağa ayak uyduruyoruz!”

Evet çağa ayak uyduruyorsun ve artık sadece “özlemek” değil hiç bir duyguyu tam anlamıyla yaşayamıyorsun!

Ne sevinçlerin tam doyuruyor seni, ne de üzüntülerin!

Herkesin sevincini, herkesin üzüntüsünü sadece görüyorsun ve geçiyorsun!

Kimse seni tam anlamıyla dinlemedikçe, kimsenin gözünün içine bakarak duygularını paylaşmadıkça sevinçlerinin de üzüntülerinin de bir anlamı yok! Olmayacak!

Zamanın mı yok? Sen yaratmadıkça o zamanın artık hiç olmayacak!

Mutlu musun? Git bir dostuna sarıl.

Güzel bir yemek mi yedin? Birisine anlat. Tavsiye et…

Bir konu hakkında derdin mi var? Tartış! Fikir al!

Üzüntün mü var? Al karşına sevdiğin kişiyi ve ağla!

Bak o zaman nasıl hafifleyeceksin!

Sevinçlerin de sevinç olacak! Üzüntülerin de üzüntü…

Özlemek, sevmek, sevildiğini hissetmek, paylaşmak…

Demode olmuş anlamıyla “paylaşmak” güzeldir. İçinde biriken sıkıntının çözümüdür.

“Hiç bir şeyin tadı yok artık!”

Var aslında…

Her şeyin tadı var! Sen seçersen, farkındalığını, baktığın açıyı değiştirirsen var!


Dene, gayret et. Bırak eski moda desinler sana… Sonucu güzel olacak!