‘Güven’ Duygusu Anne Karnında Başlar

Bireylerde güven duygusunun henüz anne karnındayken oluşmaya başladığını söyleyen Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, anne karnında başlayan bu süreçte annenin, bebeğine karşı ‘yeterince iyi’ olması gerektiğini belirtti.

'Güven' Duygusu Anne Karnında Başlar

Anne- çocuk arasındaki bu ilişkinin, bireyin ilerideki ilişkilerini etkilediğini de vurgulayan Doç. Dr. Hakan Atalay, önemli bilgiler verdi. Günümüzde hızla gelişen bilimsel alanlardan biri, beyin bilimleri dediğimiz alandır. Beyin üzerine yapılan çalışmalar ise zihinle ilgili kuramlara (onun yapısı, işleyişi, gelişimi) ışık tutuyor. Bu zihin çalışmalarında da karşımıza en önemli konulardan biri olan, ‘bağlanma’ kavramı çıkıyor.

“Bebeğin Anne ile Olan Bağı, Dünyaya Güven Duymasını Sağlar”

Bebeğin, öncelikle annesi, ebeveynleri ve akranlarıyla kurduğu ilişkiler sayesinde önce çocukluk, sonra ergenlik dönemlerindeki görevlerini gerçekleştirerek kimlik sahibi bir birey haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Hakan Atalay, “Bu bireyleşme sürecinin ilk temelleri, genler ve hamilelikte yaşananlar ile atılıyor. Çocuk dünyaya geldikten sonra 1-2 sene içerisinde ise kişiliğinin temel özelliklerini kazanıyor. Bu dönemde anne-bebek ikili sistemi ne kadar iyi çalışırsa, bu temeller de o kadar sağlam oluyor. Örneğin, bebek annesiyle güvenli bir bağlanma ilişkisi geliştirdiğinde, kendisini ve dünyayı sağlıklı bir şekilde ayırt eden, kendisindeki ve ötekilerdeki iyi ve kötü yönleri kavrayıp kabullenen ve kendisine ve dünyaya güven duyan bir birey olarak hayata başlıyor. Annesinin “yeterince iyi” anneliği sayesinde duygularını tanımayı, eş duyum geliştirmeyi, ötekilerini en azından asgari düzeyde tanıyıp anlamayı öğreniyor” dedi.


Bireyin Gelecekteki İlişkilerini Etkiler

Anne ile çocuk arasında kurulan güvenli bir bağın, kişinin daha sonraki ilişkilerini de etkileyeceğini vurgulayan Atalay, “Ergenlik döneminde, çocuğun ilk yıllarından başlayarak sonraki gelişimsel görevlerini yeniden gözden geçirme ve düzeltme fırsatı doğuyor. Tüm bu süreçleri başarıyla atlatan birey, erişkinlik ilişkilerinde de kendisine ve başkalarına güvenen, kendisini ve ötekileri iyi ve kötü yönleriyle tanıyıp kabullenen ve hayatını kendisini gerçekleştirerek yaşayan biri haline geliyor. Tersi durumlarda, yani, diyelim ki, güvensiz bağlanma örüntülerine takılıp kalan kişi ise kendisini ve ötekileri hep yargılayan, güvensiz ve kaygılı biri olarak hayatını yaşıyor” şeklinde açıkladı.


Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, ailelere, “Toplum olarak çocuklarımızın sağlıklı bireyler olmasını istiyorsak, onlara öncelikli olarak sağlıklı barınma, beslenme, eğitilme, vb. fiziksel koşullar sağlamakla kalmayıp, bunlarla da yakından bağlantılı bir şekilde, kendisine güvenli, gelecek kaygısından ya da güncel tartışmalardan uzak kalabilecek, kendine güven duyan bir anneliğin koşullarını sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” önerisinde bulundu.

Gebelikte doğru egzersiz yapmanın 8 altın kuralı